Aceleci Narvallar
- 10 Mar
- 1 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 18 May
Her zamanki gibi soğuk bir kış günüydü; ancak bu kez hava diğer günlerden daha sert ve daha rüzgârlıydı. Deniz kabarıyor, buzlar gıcırdıyordu. Bazı hayvanların göç zamanı gelmişti; fakat doğa henüz buna izin verecek durumda değildi. Bu yüzden çoğu, daha uygun bir zamanı beklemeyi tercih etmişti.
Narvalların da göç vakti yaklaşmıştı. Aralarında uzun uzun konuştular. İçlerinden bazıları, bu havada yola çıkmanın doğru olmadığını, sabırlı olunması gerektiğini söyledi. Soğuğun ve rüzgârın tehlikeli olabileceğini hatırlattılar.
Ancak birkaç narval bu uyarıları önemsemedi. Onlara göre beklemek gereksizdi.
“En fazla ne olabilir ki? Biz güçlüyüz, bu göçü tamamlarız.” dediler.
Göçü ertelemek isteyenleri tembellikle suçladılar. Kararsızlığın kendilerini durdurmaması gerektiğine inanarak birbirlerini desteklediler ve acele kararlarının doğru olduğuna kendilerini ikna ettiler.
Bazı narvallar onları vazgeçirmeye çalıştıysa da sözleri dinlenmedi. Göç başladıktan kısa süre sonra hava daha da kötüleşti. Dalgalar yükseldi, rüzgâr şiddetlendi.
Yol ilerledikçe zorluklar arttı. İçlerinden bazıları pişmanlık duymaya başladı. Bir süre sonra neredeyse hayatta kalamayacak duruma geldiler.
Büyük bir çabayla yaşamlarını sürdürmeyi başardılar; fakat bu zorlu yolculuk onlara önemli bir ders verdi. Güçlü olmak, her zaman doğru zamanda hareket etmek anlamına gelmiyordu. Sabır ve sağduyu olmadan atılan adımlar, en güçlü olanı bile tehlikeye sürükleyebilirdi.
O günden sonra narvallar, acele karar vermemeyi ve uyarıları dikkate almayı öğrendiler.
Sabır, güçten üstündür. Zamanı gelmeden atılan adım, en güçlüyü bile zor durumda bırakır.



