Gerçek Dayanışma
- 12 Mar
- 1 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 12 May
Buzulların karla kaplandığı soğuk bir günde küçük bir fok yavrusu annesine,
“Ben açım, bana yemek verir misin?” dedi.
Anne fok hiç düşünmeden suya daldı. Okyanusta uzun süre dolaştı, aradı, taradı. Ancak yalnızca birkaç balık bulabildi. O gün buldukları yavrusuna yetti, kendisi aç kaldı.
Günler geçtikçe balıklar daha da azaldı. Çaresiz kalan anne fok, büyük kutup ayısına giderek yardım istedi:
“Okyanusta balık bulmak zorlaştı. Yavruma yiyecek götüremiyorum. Ne yapmalıyım?”
Kutup ayısı düşünerek cevap verdi:
“Denizdeki değişimi en iyi narvallar ve morslar bilir. Onlarla konuş. Belki daha derin ve soğuk sulara yönelmek gerekir.”
Anne fok önce narvala gitti. Narval,
“Balıklar artık daha derin akıntılara çekildi ama oraya ulaşmak zor ve tehlikelidir.” dedi.
Bu sırada beyaz tilki konuşmaya karıştı:
“Ben de kıyı boyunca yeni av yerleri gördüm. Size yer gösterebilirim… ama pay isterim.”
Beyaz tilki denize girmiyor, avlanmıyordu; yalnızca kıyıdan gözlem yapıyordu. Yine de emeği olmadan pay almak istiyordu.
Narval ve fok birlikte çalıştı. Beyaz tilki ise emek vermeden payını aldı. Bir süre sonra narval yorgun düşerek,
“Bu dayanışma değil; bu, birinin sırtından kazanç sağlamak.” dedi.
Durumu öğrenen kutup ayısı şöyle dedi:
“Gerçek dayanışma, riskin ve emeğin paylaşılmasıdır.”
Beyaz tilki utandı. Bu kez karşılık beklemeden kıyıdaki güvenli geçitleri gösterdi. Narval derine daldı, fok destek oldu. Hep birlikte çalışarak yeniden düzen kurdular.
O günden sonra kimse yardımı kazanca dönüştürmeye kalkmadı.
Zor zamanlarda birlik olmak hayatta kalmayı sağlar; ancak gerçek dayanışma, çıkar gözetmeden yapılan yardımdır. Aksi hâlde birlik bozulur, adalet kaybolur.



