top of page

Önyargının Eridiği Gün

  • 10 Mar
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 18 May


Gecenin sessizliğini Ponpon’un ayak sesleri bozuyordu. Ayaklarının altında ezilen karın çıtırtılarını kimsenin duymamış olmasını diledi. Yasak bölgede değildi. Aksine Güvenli Bölge’ye çoktan gelmişti fakat diğer kutup tavşanlarının onun dışarıda olduğunu ve daha yeni geldiğini öğrenmemesi gerekiyordu. Çünkü bugün yavru tavşanlara bakma sırası ondaydı. Onları koruması ve onlarla ilgilenmesi gerekiyordu fakat o her zaman yaptığı gibi gizlice kutup keşfine çıkmıştı. Ponpon’un gerginliği yolculuğundan çok daha uzun sürmüştü ve sonunda yuvasına gelmişti. Yuvanın sıcaklığı ile yorgunluğu büyük bir uyku isteğine dönüştü ve hemen uyudu.

Sabahın erken saatlerinde anne kutup tavşanlarının bağırışlarıyla uyandı. Dışarı çıktı ve etrafa bakındı. Her şey normal gözüküyordu. Fakat bir sorun vardı; yavru tavşanlar yoktu. Ponpon telaşlandı ve içini bir suçluluk duygusu kapladı. Yavru tavşanlar dün akşama doğru kaçmış olmalıydı. Bu onun suçuydu. Çok geçmeden tavşanlar etrafını sardı. Suçlayıcı bir şekilde Ponpon’a bakıyorlardı. İçlerinden biri sessizliği bozdu;

-Yavrular nerede Ponpon? Umarım geçerli bir açıklaman vardır.

-Ben, ben çok özür dilerim. Böyle bir şey olabileceğini hiç düşünmemiştim. Zaten küçük oldukları için uzağa gidememişlerdir. Onları hemen bulurum.

-Ya yasak bölgeye gittilerse? Oranın adının neden yasak bölge olduğunu unutma Ponpon.

Oranın adı yasaklı bölgeydi çünkü yıllar önce tüm kutup hayvanları arasında bir çatışma olmuş ve bu yüzden de birbirlerinin alanına girmeyi yasaklamışlardı. Daha da kötüsü yasak bölgede yırtıcılar yaşıyordu. Orası yavru tavşanlar için çok tehlikeliydi. Aralarındaki tartışma giderek büyüdü. Bir anda bütün tavşanlar sustu ve gökyüzündeki bir kar baykuşunu izlemeye başladılar. Bu gelen Yankı’ydı. Yankı, herkesin saygı duyduğu yaşlı ve bilge bir kuştu. Bu yüzden tüm kutup hayvanlarıyla arası iyiydi. Yankı;

-Neler oluyor burada?

-Ponpon yüzünden yavru tavşanlar kayboldu.

-Ponpon, bu doğru mu?

-Şey, evet. Çok üzgünüm.

-Tavşanların başına bir şey gelmiş olabilir Yankı.

-Herkes sakin olsun. Öncelikle iyiyi düşünmeliyiz. Belki de hala yakınlarda bir yerlerde dolanıyorlardır. Burada öylece durup bekleyemeyiz. Bir şeyler yapmamız lazım.

-Ben yaparım. Bunlar benim suçum. Bu yüzden de telafi etmeliyim. Yasaklı bölgeye gidip tavşanların orada olup olmadığını soracağım.

-Güzel fikir Ponpon. Fakat yalnız olursan senin için çok tehlikeli olur. O yüzden ben de seninle geleceğim.

Çok geçmeden yola çıktılar. Yol boyunca hiç konuşmadılar. Sonunda kıyıdaki ilk yasaklı bölgeye gelmişlerdi; Morsların Bölgesi. Buzun denize kavuştuğu kıyıda bir mors vardı ve dik dik Ponpon’a bakıyordu.

-Bir kutup tavşanı. Senin burada ne işin var?

-Sakin ol dostum. İlk önce bir dinle.

-Yankı? Senin bu tavşanla ne işin var? Onlar ürkek ve korkaktır. Sürekli saklanırlar.

-Onlar hakkında böyle konuşmamalısın. Bir sorunları var ve yardımın gerek.

-Söyle bakalım küçük tavşan. Dinliyorum.

-Yavru tavşanlar kayıp. Acaba onları gördün mü diye soracaktım.

-Evet onları gördüm. Kuzeye doğru, Kutup ayılarının bölgesine doğru gittiler. Onları uyaracaktım fakat beni duymadılar.

-Çok teşekkürler.

-Rica ederim. Ve de özür dilerim. Sizin aranızdan hep korkak olduğunuzu söylüyorlar fakat sen cesurca benimle konuştun ve önyargımı kırmamı sağladın. Bu yüzden sana yardım etmek istiyorum; kıyı boyunca sizinle birlikte yüzeceğim.

Yola üç kişi olarak devam ettiler; Ponpon kardan, Yankı havadan, Mors ise kıyıdan yüzerek ilerledi ve Kutup ayılarının bölgesine ulaştılar. Hemen orada bir kutup ayısı gördüler. Bu sefer öne, buzun kenarına çıkan mors atıldı.

-Bakar mısınız? Size bir şey sorabilir miyim?

-Bir mors. Ben asla sessiz ve içine kapanık morslarla konuşmam.

-Lütfen. Yardımın lazım.

-Git buradan. Mors bir adım daha öne attı;

-Dinlemen lazım.

-Of. Peki tamam.

-Yavru tavşanlar kayıp. Onları hiç gördün mü?

-Yavru tavşanlar mı? Evet onları gördüm fakat benden korktukları için buraya gelmediler. Buzların arasındaki su kanallarının bulunduğu narvalların bölgesine gittiler.

-Teşekkürler.

-Asıl ben teşekkür ederim çünkü sayende size karşı olan ön yargımı kırdım. Morsların sessiz ve içine kapanık olduğunu düşünürdüm. Aksine sabırlı ve anlayışlıymışsınız. Bu yüzden yolculuğunuzda size eşlik etmek isterim.

Yola dört kişi olarak devam ettiler ve sonunda narvalların bölgesine ulaştılar. Bu sefer öne kutup ayısı atıldı. Suyun içinden fışkıran nefesleri ve uzun boynuzlarıyla narvallar göründü.

-Merhaba. Size bir şey sorabilir miyim?

-Şey, sen yırtıcı ve vahşi bir hayvansın, bana saldırabilirsin. O yüzden seninle konuşamam.

-Lütfen. Yavru tavşanlar kayıp, onları gördün mü?

-Bir saniye, bana saldırmayacak mısın? Ve evet, yavru tavşanlar burada. Buzun kenarında çok korkmuş ve kaybolmuş oldukları için onları misafir ettik ve gelip almanızı bekliyorduk.

-Teşekkürler.

-Asıl ben teşekkür ederim. Kutup ayılarının saldırgan ve vahşi olduğunu düşünüyordum. Meğerse yardımsevermişsiniz. Önyargımı kırmamı sağladığınız için teşekkür ederim.

Yavru tavşanlar evlerine döndü ve o günden sonra tüm hayvanlar önyargılarını kırmış bir şekilde barış içinde yaşadı.

 


 
 
bottom of page