top of page

Umudu Seçenler

  • 10 Mar
  • 1 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 27 Mar


Kuzey Kutbu’nda buzlar her yıl biraz daha erken eriyordu. Avlanma alanları daralıyor, deniz geç donuyor, yavrular aç kalıyordu. Hayvanlar çaresizdi. Sorun sadece sıcaklık değildi; değişen dengelerdi.

Bir gün kar baykuşu, yüksek bir buz kütlesinin üzerine kondu ve etrafına bakarak seslendi:

“Buzlar burada her yıl daha erken kırılıyor. Av bulmak zorlaşıyor. Ama daha kuzeyde, rüzgârların şekillendirdiği daha kalın buz tabakaları hâlâ var. Oraya ulaşmak için açık suyu geçmemiz gerekecek. Doğru zamanı bekleyip birlikte hareket edersek bunu başarabiliriz.”

Bazıları korktu.

“Ya fırtına çıkarsa?”

“Ya buzlar dağılırsa?”

Bazıları ise sabırsızdı:

“Beklersek zaten açlıktan öleceğiz!”

Sonunda hayvanlar ikiye ayrıldı. Bir grup, “Denemeden kurtuluş olmaz,” diyerek baykuşun önerisini kabul etti.

Diğer grup ise, “Fırtına mevsimi yaklaşırken hareket edilmez,” diyerek beklemeyi seçti.

Hazırlananlar günlerce rüzgârı, akıntıları ve buzların hareketini gözlemledi. En uygun an geldiğinde, birbirlerine yakın ilerleyen buz kütlelerini kullanarak açık suyu geçmeye başladılar. Kutup ayısı önden gidiyor, en sağlam buzları test ediyor; kutup tilkisi ise geride kalanları uyararak grubun dağılmasını engelliyordu.

Zorlu bir yolculuktan sonra yeni bölgeye ulaştılar. Burada buzlar daha kalındı, av bulmak daha mümkündü. Hayatta kalmayı başarmışlardı.

Aylar sonra, geride kalanlardan çok azı hayattaydı. Beklemek onları korumamıştı.

Değişen dünyada kurtuluş, bekleyenlerin değil; doğru zamanda harekete geçenlerindir.

 
 
bottom of page