top of page

Kendisini Tanıyan Kutup Ayısı

  • 10 Mar
  • 1 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 21 Mar


Bir zamanlar Kuzey Kutbu’nda yaşayan, iyi niyetli ama utangaç bir kutup ayısı varmış. Sessizliği yüzünden kimseye yaklaşamaz, üstelik kendi gücünün farkına varamazmış. Kocaman cüssesinden ve bembeyaz, kalın kürkünden utanırmış. Hep sade ve ürkütücü göründüğünü düşünürmüş.

Bu yüzden kimseyi rahatsız etmemek için arkadaşlık kurmaz, gerekli olmadıkça dışarı bile çıkmazmış.

Oysa yakınlarında güzel bir dost grubu varmış: mors, fok, kutup tavşanı, kar baykuşu ve ren geyiği.

Mors tembel ama neşeliymiş. Fok sevinç dolu ve hareketliymiş. Kutup tavşanı saf ve masummuş. Kar baykuşu bilge ve adaletliymiş. Ren geyiği ise sabırlı ve dayanışmayı seven bir hayvanmış.

Kutup ayısı onları uzaktan izler ve iç geçirirmiş:

“Ben ne sabırlıyım ne komiğim ne de masum görünüyorum. Bu gruba katılırsam rahatsızlık veririm,” dermiş.

Bir gün kutup tavşanı onun yalnızlığını fark etmiş. Durumu arkadaşlarına anlatmış. Meğer hepsi uzun zamandır bunu görüyormuş ve kutup ayısı için üzülüyorlarmış. Onun da aralarına katılmasını istemişler. Bunun için küçük bir buluşma planlamışlar. Ren geyiği ve kutup tavşanı kutup ayısına gidip davet etmişler.

Kutup ayısı önce tereddüt etmiş, hatta daveti reddetmiş. Ancak dostlarının ısrarı ve samimiyeti karşısında utana sıkıla kabul etmiş.

Buluşma günü geldiğinde herkes onu sıcak bir şekilde karşılamış. Onun sandığının aksine kimse ondan korkmamış. Aksine, beyaz kürkünün ne kadar zarif göründüğünü, güçlü duruşunun kendilerine güven verdiğini söylemişler.

Kutup ayısı o an bir şeyi fark etmiş: Gücü utanılacak bir özellik değil, doğru kullanıldığında başkalarına güven veren bir nimetti. Farklılıkları onu eksik değil, değerli kılıyordu.

O günden sonra kendini küçümsememiş. Dostlarıyla birlikte hem güçlü hem mutlu yaşamayı öğrenmiş.

Kişi kendini olduğu gibi kabul etmedikçe gerçek değerini göremez; farklılıklar kusur değil, güçtür.

 

 
 
bottom of page