Gücün Gerçek Anlamı
- 3 Mar
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 7 May
Bir zamanlar buz diyarının hâkimi, adımları yeri sarsan koca bir kutup ayısı vardı. Ancak zaman, en sert buzları erittiği gibi ayının gücünü de kemirmişti. Ayı, dökülen tüylerine ve yavaşlayan adımlarına baktıkça içini bir korku kapladı: "Gücüm biterse, saygınlığım da biter mi?"
Bu korku, onu buzdan daha soğuk bir kıskançlığa itti. Bölgenin en zekisi olan beyaz tilkiyi hedefine koydu. Onun zekâsı, ayının azalan kas gücüne karşı bir tehdit gibi görünüyordu. Bir sabah, kükreyerek bir emir savurdu:
"Hemen o kurnaz beyaz tilkiyi huzuruna getirin! Bu topraklarda benden habersiz plan kuran kafa istemiyorum!"
Hayvanlar korkuyla sağa sola dağılırken, ayı öfkesiyle kör olmuş bir halde beyaz tilkiyi aramaya koyuldu. Ancak öfke, dikkati söküp atan bir fırtınadır. Ayı, diğer hayvanlar için hazırlanan eski bir avcı tuzağını fark etmedi ve koca gövdesiyle buzlu bir çukurun içine tepe taklak düştü. Çabaladıkça tuzağın ipleri boğazına dolanıyor, gururu ise nefesinden daha hızlı tükeniyordu.
Durumu ilk fark eden, ayının sürgün etmek istediği beyaz tilki oldu. Hemen ren geyiğini yanına çağırdı. Ren geyiği çukurdaki ayıyı görünce duraksadı:
"Belki de bu onun hak ettiği sondur." diye fısıldadı diğer hayvanlar.
Beyaz tilki ise gözlerini ayının çaresiz bakışlarına dikti ve ren geyiğine döndü: "Kötülüğe kötülükle cevap vermek, sadece karanlığı büyütür. Biz pençemizle değil, kalbimizle güçlü olduğumuzu göstermeliyiz."
Birlikte hareket ettiler. Ren geyiği güçlü boynuzlarıyla halatları gerdi, beyaz tilki ise en zayıf düğümleri dişleriyle çözdü. Ayı, düştüğü o karanlık delikten, aşağıladığı hayvanların yardımıyla çıktı.
Kutup ayısı ayağa kalktığında eski heybetinden eser yoktu. Tüyleri ıslanmış, başı öne eğilmişti. Titreyen bir sesle sordu: "beni bu buzlu mezardan çıkardınız?"
Beyaz tilki, tüylerini düzelterek cevap verdi: "Sen bizi düşman sandın çünkü gücü sadece hükmetmek sanıyordun. Oysa gerçek güç, ihtiyaç duyulduğunda uzatılan eldedir."
O günden sonra kutup ayısı, krallığını pençeleriyle değil, adaleti ve koruyuculuğuyla yönetti.
Korkuyla kurulan düzen yıkılır; adaletle kurulan düzen kalıcıdır.



