top of page

Buz Üstündeki Cesaret

  • 11 Mar
  • 1 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 18 May


Kuzey Kutbu’nda yaşayan bir kar tavşanı vardı. Bu tavşan sürekli dikkat çekmek isterdi. Herkes onu izlesin, onu konuşsun isterdi.

Komşusu olan bir beyaz tilki ise onun tam tersiydi. Beyaz tilki her adımını dikkatle atar, harekete geçmeden önce mutlaka düşünür ve plan yapardı.

Bir gün iki komşu donmuş bir gölün kenarında yürüyüşe çıkmıştı. Uzun bir yolun ardından geniş bir buz tabakasının bulunduğu yere geldiler.

Beyaz tilki buzun kalınlığından emin olmak gerektiğini söyledi.

“Buz ince olabilir,” dedi. “Çatlarsa sonuçları hiç iyi olmaz.”

Ancak kar tavşanı kendini göstermek istiyordu. Hiç düşünmeden buzun üstüne atladı.

Beyaz tilki telaşla bağırdı:

— Buzdan uzaklaşmalısın! Buzun sağlam olup olmadığını bilmiyoruz!

Kar tavşanı alaycı bir şekilde güldü.

— Bu kadar korkak olma! Biraz cesur ol!

Sonra buzun üzerinde zıplamaya, dönmeye ve akrobatik hareketler yapmaya başladı.

Beyaz tilki kaygıyla buzun sesini dinliyordu.

Kar tavşanı ise beyaz tilkinin gerginliğini fark edince daha da gösterişli hareketler yapmaya başladı.

— Bak! Hiçbir şey olmadı. Sen de gel!

Beyaz tilki dikkatlice birkaç adım attı. Ama hâlâ temkinliydi.

Tam o sırada buzdan ince bir çatlama sesi geldi.

Beyaz tilki hemen bağırdı:

— Buz çatlıyor! Hemen yere uzan!

Kar tavşanı önce bunun küçük bir çatlak olduğunu düşündü. Ama buz giderek daha fazla gıcırdamaya başladı.

Korkuyla beyaz tilkinin dediğini yaptı ve buzun üzerine uzandı.

İkisi de ağır ağır sürünerek kıyıya doğru ilerledi. Tam kıyıya ulaştıkları anda arkalarındaki buz büyük bir gürültüyle kırıldı.

Kar tavşanı başını eğdi. O gün bir şeyi anlamıştı:

Cesaret, düşünmeden risk almak değildir.


Gerçek cesaret, akılsızca atılmak değil; doğru zamanda doğru hareket etmektir.


 

 
 
bottom of page