Kuzey Kutbu’nun geniş tundralarında kalabalık bir kar tavşanı grubu yaşıyordu. Bu grup, zorlu kış şartlarına rağmen birlikte hareket ederek hayatta kalmayı başarıyordu.
Aynı bölgede bir de misk öküzü sürüsü vardı. Bu sürünün lideri Grimm, gücüne fazlasıyla güvenen, kibirli bir hayvandı. Kendini herkesten üstün görür, diğer hayvanları küçümserdi.
Kutup hayvanları için kış zordu. Karın altında yiyecek bulmak her geçen gün daha da güçleşiyordu. Misk öküzleri karı eşeleyerek ot bulabiliyor, kar tavşanları ise küçük bitkiler ve çalılarla besleniyordu.
Grimm ise çalışmayı kendine yakıştırmazdı. Ne zaman biri yiyecek bulsa karşısına dikilir ve:
“Bunu bana ver! En güçlü benim, en çok ben hak ederim!” derdi.
Sürüsü uzun süre ona boyun eğdi. Ama zamanla herkes bu durumdan yoruldu.
Bir gün misk öküzleri kendi aralarında konuştu:
“Artık yeter. Herkes kendi bulduğunu kendisi yiyecek.”
O gün herkes yiyecek aramak için dağıldı. Karı eşeleyerek buldukları az miktardaki otları sakladılar.
Grimm ise her zamanki gibi bekledi. Yiyeceklerin kendisine getirileceğini düşündü. Akşam olduğunda sürü geri döndü, fakat kimse ona yiyecek vermedi.
Grimm öfkeyle bağırdı:
“Yemeklerimi getirin!”
Ama bu kez kimse geri adım atmadı.
“Artık kendi yiyeceğini kendin bul,” dediler.
Grimm ilk kez yalnız kaldı.
Bu sırada kar tavşanları birlikte yiyecek arıyordu. Karın altında küçük bitkileri birlikte buluyor, birbirlerine yardım ediyorlardı. Bulduklarını paylaşarak herkesin karnını doyuruyorlardı.
Birlik oldukları için daha kısa sürede daha fazla yiyecek bulabiliyorlardı.
Grimm ise tek başına karı eşelemeye çalıştı. Ama neyi nerede bulacağını bilmiyordu. Soğuk, açlık ve yalnızlık onu iyice zorladı.
Günler geçtikçe gücü azaldı.
O zaman bir gerçeği fark etti:
Güçlü olmak, yalnız başına yetmiyordu.
Birlik olmadan hayatta kalmak çok zordu.
Bir gün kar tavşanlarının birlikte çalıştığını gördü. Kimse kimseyi ezmiyor, herkes birbirine yardım ediyordu.
Grimm başını eğdi.
Ama artık çok geçti. Daha önce kırdığı güven kolayca geri gelmiyordu.
Kar tavşanları ise birlik ve dayanışma içinde yaşamaya devam etti. Aç kalmadılar, güçlerini kaybetmediler ve birlikte hayatta kaldılar.
Kibir insanı yalnız bırakır; dayanışma ise hayatta kalmayı sağlar.